başkanlık

İNSAN HAKLARI AÇISINDAN TORBA YASADA İNTERNET DEĞİŞİKLİKLERİ

Posted on Updated on

 

10 EYLÜL 2014 TARİH VE 6532 SAYILI TORBA KANUNLA

 5651 SAYILI İNTERNET KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN İNSAN HAKLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

İnternet faaliyetlerine yönelik kapsamlı düzenlenmeler geçtiğimiz Şubat ayında kabul edilmişti. Hatırlanacağı üzere söz konusu düzenlemeler başta ifade ve basın olmak üzere birçok temel hak ve özgürlüğün internet bağlamında ihlaline yol açma potansiyeli taşımaları yönünden ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.[1]

Eylül ayında yine torba yasayla yapılan son değişiklikler ise söz konusu eleştirileri dikkate almak yerine, endişeleri daha da artıran bir mahiyette. Aşağıdaki kısa değerlendirme, son değişiklikleri insan hakları hukuku perspektifinden, özellikle de temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi[2] açısından ele almakta.

 Trafik Bilgilerinin Takibi ve Kaydı

5651 sayılı Kanunun 3. Maddesine bir fıkra daha eklenerek trafik bilgisinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından ilgili işletmecilerden temin edileceği ve hakim tarafından karar verilmesi halinde ilgili merciler verileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, internet kullanıcılarının hangi siteye ne zaman girdiğinin ve ne kadar kaldığının sürekli olarak izleneceği ve kayıt altına alınacağı anlamına geliyor. Oysa fıkranın önceki hali, gene sorunlu olmakla birlikte, sadece bir kovuşturma ve/veya soruşturma aşamasında mahkemelerce talep edilmesi halinde trafik bilgilerinin edinileceğini düzenlemekteydi. Artık TİB’in bütün bu trafik bilgisini tamamen keyfi şekilde, yani hiçbir kayıtlamaya tabi olmaksızın arşivlemesi mümkün hale getirilmiştir.

Getirilen bu yeni düzenleme internetin zapturapt altına alınmasına yönelik kategorik bir sınırlama olduğundan gerek Anayasa gerekse Türkiye’nin tarafı olduğu başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere çeşitli insan hakları sözleşmelerine aykırılık teşkil etmektedir. İfade özgürlüğü ve bilgi edinme/haber alma hakkı, özel yaşamanın korunması ve kişilik hakkı başta olmak üzere, temel hakların birçoğu bu düzenlemeden olumsuz etkilenecektir. Hatta mülkiyet hakkını dahi bu hakların içerisinde sayabiliriz.[3]

Üstelik bu sınırlama, internet kullanıcılarında caydırıcı etki yaratacağı için daha ağır bir hukuka aykırılık taşımaktadır. İnternet kullanıcılarının trafik bilgilerinin nasıl saklanacağı, işleneceği ve silineceğine dair hiçbir güvence hükmüne yer vermemesi açısından da anılan düzenleme kişisel verilerin korunması hukuku ilkelerine aykırıdır ve bu yönüyle AİHS’in özel yaşama saygı hakkını koruyan 8. Maddesini ihlal eder niteliktedir. Bu fıkrada görülen tek güvence, trafik bilgilerinin hangileri oldukları belirsiz “yetkili mercilere” hakim kararıyla verileceği düzenlemesidir.

Benzer mülahazaları ifade ve basın özgürlüğü bağlamında da söylemek mümkündür. Bütün bir trafiğin izlenmesinde ifade özgürlüğünün meşru olarak sınırlanmasını sağlayan buyurgan bir toplumsal ihtiyaç baskısı bulunmamaktadır. Zaten trafik verilerinin kategorik olarak izlenmesi ve arşivlenmesinin sınırlamaların ölçülü olması gereğine aykırılık teşkil edeceği açıktır.

Bu yeni düzenleme, Anayasa Mahkemesi önünde yeni bir bireysel başvuruya konu olmuştur. Dava dilekçesine şu linkten ulaşılabilir: http://cyber-rights.org.tr/docs/Anayasa_Trafik_web.pdf

Yazının devamını oku »

Reklamlar

Yerel Seçim ve Hukuk

Posted on Updated on

SEÇİME HİLE KARIŞTIĞI İDDİALARININ YARGISAL DENETİMİ: ANAYASA MAHKEMESİ, AİHM VE İNSAN HAKLARI KOMİTESİ SÜREÇLERİ[1]

Doç. Dr. H. Burak Gemalmaz

2014 yerel seçimlerinin Türkiye özelinde birçok açıdan ilkler içerdiğine şüphe yok. Toplumsal kutuplaşmanın had safhaya vardığı bu evrede, geçtiğimiz Pazar günü yapılan ve hala da tamamlanamayan yerel seçimlerin olağan anlamının çok ötesine geçtiği açık. Katılımın rekor seviyede olmasını da bu durumun ayrı bir göstergesi olarak değerlendirebiliriz.

Halkın 2014 yerel seçimlerine olan ilgisi sadece oy vermekten ibaret değil. Temkinli dahi konuşsak, herhangi bir partiyle doğrudan ilgisi olmayan sivil toplumun seçim/sayım sürecine bu derece örgütlü ve aktif katılımının Türk seçim tarihinde bir başka örneğinin olmadığını söyleyebiliriz.

Oy vermenin ötesinde bir aktivizm içeren bu katılım neticesinde, 2014 yerel seçimleri hata ve hile iddialarının en çok görüldüğü seçim oldu. Bazı il ve ilçelerdeki oylar tekrar sayıldı, tutanaklarla karşılaştırıldı, bazı yerlerde belediye başkanlıklarını kazananlar değişti. Üstelik bazı illerdeki hukuki süreç halen bitmiş değil.

Seçim sürecinde, özellikle oy sayımında hata ve/veya hile yapıldığı iddiaları, meseleyi hukuk alanına çekiyor. Gerçi Türkiye’de hukuktan bahsetmek bu aralar biraz komik kaçabilir ama her şeyin olduğu gibi seçimlerin de tabi olduğu hukuki bir rejim bulunmakta. Anayasa hükümleri dışında Türkiye’de seçimlerinin birkaç ana kanunla düzenlendiğini söylemek mümkün.

Yazının devamını oku »