işçi

Yaşam Hakkının İşyerinde Korunması

Posted on Updated on

Yaşam Hakkının İşyerinde Korunması: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında İş Kazaları

Dr. İzzet Mert Ertan

Giriş

İş kazası sonucu gerçekleşen ölümler Türkiye’de artık göz ardı edilemeyecek boyuta ulaşmış durumda. Her ne kadar kamuoyunun gündemine 2014 Mayıs’ında Soma’da meydana gelen felaketle girmiş olsa da aslında son on yıl içinde çığ gibi büyüyen bir olgu. Sayılar meseleyi daha net bir şekilde ortaya koymakta. Gayri resmi sayılara göre 2012 yılında en az 878 işçi, 2013 yılında ise yine en az 1235 işçi, geçirdikleri iş kazalarında yaşamlarını kaybettiler (İş Cinayetleri Almanağı 2012, 2013, s. 116-117; İş Cinayetleri Almanağı 2013, 2014, s. 130-133). 2014 yılı Kasım ayı itibarıyla en az kayıp ise 1723.[1]

Bu artışın altında yatan temel nedenin iş güvenliği denetimi eksikliği olduğu, son dönemde meydana gelen tüm ölümlü iş kazalarının ortak unsuru. Küresel kapitalizmin rekabet koşullarını karşılamak üzere üretim maliyetlerini düşürme eğilimi, kendisini iş güvenliği alanında gösterirken (Karadeniz, 2012, s. 24); özellikle inşaat ve madencilik gibi emek yoğun sektörlerde gerçekleşen ve çok sayıda insanın yaşamına mal olan kazalar denetim yetersizliğini gözler önüne sermekte. Bu bağlamda son yıllarda kural haline gelen taşeron çalışmanın sonuçları dikkate alındığında (Özdemir, 2010, s. 8,12) Türkiye’deki ölümlü iş kazalarındaki artışın nedeni daha net bir şekilde anlaşılmaktadır.

Yazının devamını oku »

Reklamlar

Sosyal Güvenlik, Mülkiyet Hakkı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Posted on Updated on

Kişilerin Sosyal Güvenlik Hukukundaki Statülerinin Mülkiyet Hakkı Kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince Korunması

Doç. Dr. H. Burak Gemalmaz

Sosyal güvenlik hakkı ve genel olarak kişilerin sosyal güvenlik hukukundaki statüleri insan hakkı niteliğindedir. Ulusalüstü insan hakları hukuku (UİHH) düzleminde çok sayıda belge sosyal güvenlik hakkına yer vermiştir. Gerek sosyal güvenlik hakkının niteliği gerekse tarihsel ve sınıfsal arkaplanı, bu hakkın ekonomik ve sosyal haklar dizgesinde yer alan bir hak olduğuna işaret etmektedir. İkinci kuşak haklar olarak da bilinen ekonomik, sosyal ve kültürel haklar dizgesinde yer alan haklar Devletlere genellikle pozitif edim yüklemektedir. İkinci kuşak hakların dava edilebilirliğe çok uygun olmadığı genellikle kabul edilmektedir.

Ancak günümüzde hak kuşakları arasındaki bu farklılıklar ortadan kalmaktadır. Böylelikle, negatif yükümlülük-pozitif yükümlülük ayrımı silikleşmekte, yeni yükümlülük tipolojileri ortaya çıkmakta ve ikinci kuşak hakların en azından bir kısmı dava edilebilir bir niteliğe bürünmektedir. Bu trendin pratiğe aktarılmasının bir yönü, birinci kuşak haklara yer veren ve dolayısıyla çoğu halde bireysel başvuruya kurumsal olarak cevaz veren belgeler çerçevesinde mümkün olmaktadır.

Bu trendden nasibini alan ikinci kuşak haklar arasında kişilerin sosyal güvenlik hukukundaki statüleri de bulunmaktadır. Çok sayıda UİHH belgesinde dava edilebilirliğe uygun olmayan şekilde yer verilen soysal güvenlik hukukundaki statülerin, bu hakka yer vermeyen belgeler çerçevesinde korunabildiğini görmek mümkündür.  Bu trend, medeni ve siyasi hakların ekonomik ve sosyal boyutlarına önem verilmesi, karar verilirken bu unsurların dikkate alınması şeklinde pratiğe aktarılmaktadır.

Sosyal hukuk uyuşmazlıklarının yargısal çözümünün yapıldığı bir mercii de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS ya da Sözleşme) ile kurulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’dir (AİHM). AİHM bugüne dek kişilerin Sosyal Güvenlik Hukukundaki statüleriyle ilgili çok sayıda karar üretmiştir.

Aslında sosyal güvenlik ile ilgili çok sayıda uyuşmazlık çeşitli Sözleşmesel haklar çerçevesinde Strasbourg organları önüne sıklıkla gelmeye başlamıştır. Bu haklar arasında mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, özel yaşamın ve aile yaşamının korunması hakkı, yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ve ayrımcılık yasağı bulunmaktadır. Sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan problemlerin bu haklar özelinde AİHM kararlarına nasıl yansıdığı henüz Türkçe’de ayrıntılı ve spesifik olarak incelenmemiştir. Hem uygulama açısından hem de akademik açıdan önemli bir araştırma alanı olarak gözükmektedir.

Aşağıda linki verilen makalede, AİHM’in sosyal hukuk pozisyonlarına, Sözleşmenin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinde (P1–1) düzenlenen mülkiyet hakkı özelindeki bakışı üzerinde durulacaktır. Makalenin yayımlanmasından bu yana AİHM konuya ilişkin yeni kararlar üretmeye devam etmektedir. Makale “Kişilerin Sosyal Güvenlik Hukukundaki Statülerinin Mülkiyet Hakkı Kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince Korunması” başlığı ile İş Dünyası ve Hukuk, Prof. Dr. Tankut Centel’e Armağan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi No.:720, İstanbul, 2011, ss: 704-736’da yayımlanmıştır.

 

Kişilerin Sosyal Güvenlik Hukukundaki Statüleri